22 Nisan 2010 Perşembe

23 Nisan ve Deli Veli Sendromu...

Yarın 23 Nisan... Çocuk Bayramı yani... Küçükken bayılırdım bu bayrama... Gösteriler, kortejler çok hoşuma giderdi nedense... Ama artık değil... Sıkıntı basar oldu beni 23 Nisan'larda... İlk defa oğlumuz ana sınıfındayken yaşamıştım bu sıkıntıyı... Ama 7. sınıfta artık O... 23 Nisan merasimlerinin dışında anlayacağınız... Geçmişte dört yıl kadar yaşadık bu sıkıntıyı O'nun sayesinde... Şimdi de kızımız yaşatıyor aynı sıkıntıyı bize... Hem de katmerlisini... Kızımız 3. sınıf bu yıl... Çok da önemsiyor bu töreni... Folklor, şiir, drama gibi etkinliklerde yer alacak sanırım... Elli defa sordu, "izlemeye geleceksiniz değil mi" diye...

Evet, bayram güzel şey... Hele çocuk bayramı ise daha bir güzel... Baharın gelişini tescillemesi açısından daha da bir anlamlı... Peki, "sıkıntı neresinde bunun" dediğinizi duyar gibiyim... Hemen anlatayım müsadenizle... Efendim sizin oralarda nasıl oluyor bilmem ama bizim buralarda bu bayramı izlemek neredeyse imkansız gibi bir şey... Veliler başlı başına bir sorun... "Deli Veli Sendromu" diyorum ben buna... Etkinliklerde daha çok ana sınıfından üçüncü sınıfa kadar olan çocuklar görev alıyor... Diğerleri "büyük" modunda... Pek kendilerinin de ilgisi yok, velilerinin de... Ama özellikle ana sınıfı ile birinci sınıf öğrencilerinin velileri yok mu... Sormayın gitsin... Zaten öğrenci başına ortalama sekiz kişi gelmişler töreni izlemeye... Heyacan hat safhada... Bir koşturmaca almış başını gidiyor... Vay kostüm giymesine yardım edeyim... Vay havalar soğukmuş, bari şu ayakkabıyı giydirivereyim... Vay ayakta çok beklediler, biraz kucağımda dinlendirivereyim... Vay susamıştır şimdi... Vay, vay, vay... Buraya kadarı benim tahammül sınırlarım dahilinde... Fazla bir şikayetim yok yani...

Şikayetim elinde kamera, boynunda fotoğraf makinesi oradan oraya koşuşturup duran velilerle ilgili... Zumcu velilerle yani... Özel kostümler içinde çocuklar meydana adımlarını atmaya görmesin... Bir koşuşturmacadır başlar ki anlatamam size... Gözleri hiç bir şeyi görmez... Önüne geleni ezer geçerler... Çocukların oyunuyla falan da ilgisi yoktur bunların... Tek yaptığı zumlamak... Çocuğunu zumlamış, başka da düşündüğü bir şey yok... Tabi ki bağırmalar, çağırmalar çoktan başlamıştır... Öndekiler ayağa kalkmayın lütfen... Göremiyoruz bak... Sayın veliler lütfen... Fotoğraf çeken veliler lütfen... Meydana doluşmayın, bak çocuklar gösterilerini yapamıyor... Ne desen boş... Zumun büyüsünde kapılmış bir kere... Başkasını dinleyecek durumda değil... Trans halinde yani... Kuzusu büymüş gösteri yapıyor bak... Gerisi hikaye...

En çok hayıflandığım ise, çocukların onca emek verip hazırladığı gösterilerin boşa gitmesi... İnanın izleyen falan yok... Herkes kendi çocuğuna zumlanmış, gösterinin bütünüyle alakası yok... İzleyenler sadece daha gösteri sırası kendi çocuklarına gelmeyen veliler... Onlar da zorunluluktan... Yapacak başka bir iş olmadığından... Onların da bir gözü sahne arkasında, kendi çocuklarının nerede ne yapıyor olabileceğinde... Ha geldi ha gelecek modunda... Halbu ki bu durumu yıllardır gözlemleyen okul yönetimi toplu çekim yaptırıyor... Her öğrenciye bir CD halinde verilecek daha sonra... Ama doyumsuz veliye yetmiyor bu... Ya kendi çocuğuna yeterince yer verilmezse... Ya yeterince zumlanmamış olursa... Dünyanın sonu demek bu... O halde şansa bırakılmamalı iş... Zumlamaya devam... Ezerek, çarparak, yıkarak devam zumlamaya...

Evet yarın olacaklar bu... Okul yönetimi ne önlem alırsa alsın, yaşanacak bunlar... Bu sorunun çözümsüz olduğuna iyice inandım ben artık... Onun için de şimdiden strese girdim bak... Kızım farkında değil ama stresimin... Heyecandan çatlıyor şimdi O... Yarını bekliyor... Yarın büyük gün O'nun için... Zumlayanların hep kendini zumladığını zannedecek... Neyi alkışladığının bile farkında olmadan genele uyup alkış koparanların kendini alkışladığını zannedecek... Her şeye rağmen mutlu olacak kızım... Çocukluk böyle bir şey işte... Her şeyi görüyorsun, hiç bir şeyi görmüyorsun... Sadece güzellikleri görüyorsun... Görmek istediğin güzellikleri...

Belki de 23 Nisan bu... Yersiz ve abartılı bir endişe benimkisi... Ne yapayım, ben de buyum işte... Herkesin Çocuk Bayramını kutluyorum...

10 yorum:

Newbahar dedi ki...

Herşey bakış açısıyla ilgili demek ki. Çocuklar zevk alıyor, biz büyükler azap çekiyoruz :))

Küçük bir ilçede olduğumuz için sorun sizin ki kadar büyük değil bizde. Buranın halkı milli bayramları pek önemsemiyor ve çoğunluk protokolden oluşuyor. Ama karadeniz olmasından dolayı her 23 nisan ya yağmurlu, yada çok soğuk. İşte bizim ve çocuklar için en eziyetli yanı burası.
Bugün bile prova yapmışlar yağmurun altında. Öğretmenler ise şemsiye altında. Çocuklara işkence midir, bayram mıdır belli değil. Kaldı ki benim büyük oğlan 7.sınıf ve bandoda zil çalıyor:)
Ufaklık öğretmenimizin pasifliği sayesinde kurtardı durumu, gösteri falan yok.
Yarın umarım güneş çıkarda çocuklar bayram eder.

Saygılarımla

ezgilimelodi dedi ki...

Valla en güzeli bizimkisi:))
Köy bayramı:))))
Ohh geniş alan,dert yok,sıkıntı yok.Hatta tören sonunda veliler oynuyor:)))
Bu yüzden her 23 Nisan benim için pek keyifli geçiyor:))
Sevgiler

KİANA dedi ki...

:))) Aynen katılıyorum size. Bir ara zumcular ciddi bir kavga ettiler okulda. Rezalet yani. Bu kavgacıların çoğu da hanımlar oluyor her nedense. En asil görüneni bile birden bire çirkinleşebiliyor.Çocuklar ailelerinin resimleri çektiği zaman kendilerini çok özel hissediyorlar. Onlar iyi hissetsinlerde kendilerini biz başka birşey istemeyiz.
İyi de bizim suçumuz ne. Birtane bile küçüklük resmim yok. hakikatten ben hiç çocukluğumda kendimi özel hissetmedim..

ra55 dedi ki...

Merhabalar Aziz ve vefalı Dostlarım!

Belki de garip gelecek ama; bilgisayarımın monitörü KÜT gitti! Bir haftaya yakın bir zamandır sizlerden uzak kalmama sebep oldu. Yakınlarımda internet bağlantılı bir bilgisayar olmadığı ve internet kafelere girmeye de çekindiğim için sizleri haberdar edemedim. Bunun için sizlerden özür dilerim. Ben bağışlayın. Bu aralar beni, dostlarımdan ve blog dünyasından uzaklaştırmak için elinden geleni ardına koymayan tüm engellere rağmen ben de direniyorum.

Ziyaretiniz ve o güzel samimi ve içten yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Allah’a emanet olun ve sağlıcakla kalın efendim, saygılarımla…

Recep Altun

EBRULİ dedi ki...

Bizim okulda da yiyecek servisi yapıldı.Ama birçocuk göremezsiniz sırada.Veliler yığılmış.Kahve,çay derdinde.Çocuklarsa oyunda.Sözde çocuk bayramı.

bilge dedi ki...

ahhhh bu büyükler inanın en kızdığım konu yıllar oldu tabi bizimkiler büyüdü değişen bir şey yok veliler açısından..haberlerde protokole çay servisi yapan çocukları izledim bu kadarınada pes artık dedim..sevgiler..

CEYLAN dedi ki...

çocuklar mutlu olsunda biz sıkıntı çeksekte olur:)))yaşasın 70 izleyici oldum:))mrh ben ceylan bu arada...

Deliler Teknesi dedi ki...

Arkadaşlar güzel yorumlarınız için çok teşekkürler... Bayram töreni yazdıklarımdan pek farklı geçmedi sayılır... Geçen yıldan bu yana pek değişen bir şey yok anlayacağınız... Selam ve sevgiler hepinize...

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Bütün yazdıklarının aynısını birebir yaşadık sevgili kaptanım, hatta müdürün "sayın veliler ellerinizdeki makinaları bırakıp, emek vererek bayrama hazırlanan çocuklarımızı alkışlayın lütfen" uyarısındanda utandık. Biz çekmedik mi? tabi ki çektik. Çekmeseydik bu seferde prensesten azar işitecektik:)))

Nezihe Ak İnci dedi ki...

Çok hoş bir yazıydı. :) Biz öğretmenler hep sahne arkası sorunları ile uğraştığımız için sahne önünde yaşananları çok fark edemiyoruz. Bu yazı sizi ve diğer velileri daha iyi anlamama vesile oldu. Teşekkür ederim. Sevgiler...