22 Aralık 2009 Salı

Veli toplantısı...

Hafta sonu veli toplantısı vardı... Belki daha önceleri bahsetmişimdir, oğlumuz ilkokul yedide okuyor... Yani SBS kervanında yolcu... Ben ilkokul beşten sonrasına hala "ortaokul" diyorum ya neyse... Veli toplantıları katlanılması güç toplantılardır. Bu nedenle tahammül marjı daha geniş olan eşim katılır genellikle. Ama bu defa iş başa düştü...

Müdürün açılış nutkundan (ki tahmin ettiğiniz gibi parasal konulardı) sonra sınıflara dağıldık... Hocalar teker teker sınıflara gelip, çocukların notlarını okuyor... Bu arada da notunu okuduğu çocukla ilgili ilk akla gelenleri paylaşıyor velisiyle... Not okuma işi bitince de genel değerlendirmelere geçiliyor. Buradan sonrası tam bir şenlik...

Aman allahım ne veliler var ya... Abartısız söylüyorum üçte biri kafadan çatlak... Çoğunlukla kırklı yaşların hemen başındalar... Çok konuşan beş altı kişilik bir grup var... Genellikle önlerde oturuyor bunlar... Bunların görevi hocaları eleştiriden korumak, gelen eleştirileri geri püskürtmek... Ama çok sığ cümlelerle... "Öğretmenliğin ne kadar zor bir iş olduğunu biliyor musunuz siz?" türünden... Hocaların bunlardan böyle bir beklentisi olduğundan değil, gönüllü olarak bu işe soyunmuşlar. Belki de hocalar hiç istemediği halde... Bunlara göre okulda her şey mükemmel, hocalar da süper... Sonradan öğreniyorum ki bunlar en başarılı beş altı öğrencinin velileriymiş... Okulu karargah tutmuşlar, bir nevi kadrolu veli olmuşlar... Çocukları başarılı olduğu için mi okulu karargah tutuyorlar, yoksa okulu karargah tuttukları için mi çocukları başarılı bilemiyorum. Burada bir şeyler ima etmiyorum, gerçekten bilmiyorum...

Neyse ki bunları savuşturmak zor olmadı... Biraz kararlı duruş sergileyince hemen pesettiler... Başka bir katagori veli var ki, bunlara bulaşmamayı tercih ettim doğrusu... Bunlar "tam öğretmen olmak için yaratılmış, ama daha önemli görevleri yüklenmek zorunda kaldıkları için öğretmenlikten feragat etmiş" tiplerdi... Sürekli hocalara işini öğretip durdular... Öğretmenlerin her söylediğine bir alternatifleri vardı bunların... Bunların çocuklarının başarı durumu hakkında genel bir kanaate ulaşamadım maalesef... Muhabbete gelmiş gibi bir halleri vardı sanki... Avrupadan, Amerikalardan örnekler verip durdular... Biraz travmatik bir görüntüleri vardı...

Bir kaç veliyi de başka bir kategoriye sokmak gerekir sanırım... Bunlar sürekli kendi çocuklarının konuşulmasını istiyorlardı... Sanki hocalardan duymak istedikleri özel bir cümle vardı... "Sizin çocuğunuz diğerlerinden çok farklı" gibilerinden bir cümle... Neyse ki hocaların çoğu bu tür konularda oldukça deneyimliymiş... "Özel konuşalım bunları" deyip savuşturdular bu tipleri...

Sıradan veya vasat öğrencilerin velileri diyebileceğimiz kategori ise genellikle konuşmamayı, sadece dinlemeyi tercih ettiler... Bunlara ben sözcülük etmeye çalıştım genellikle... Beş altı tane çok başarılı öğrencinin yanına niye bir bu kadar daha başarılı öğrenci katılamadığını falan sorguladım... Ama pek bir sonuç aldığım söylenemez... Haklısınız aslında falan deyip geçiştirdi hocalar...

Çok tembel bir kaç öğrencinin velisi ise gelmemişlerdi toplantıya... Belki de tembelliğin nedenleri burada yatıyordu... Pek bir kurcalayan olmadı bu hususu. Kurcalansa belki de ne sorunlar dökülecekti ortalığa... Allah bu kategorideki çocukların yardımcısı olsun...

Bir veli vardı ki, durumu hiç bir kategoriye sığmıyordu. Bunu özel olarak irdelememiz gerekiyor sanırım. Bu şahıs Fen Bilgisi hocasını bir hayli sarstı... Diğer velileri de oldukça sinirlendirdi... Konu şu... Efendim Fen Bilgisi hocası ikinci yazılıda ortaya çıkan sonuçları pek tatminkar bulmamış ve ikinci bir ikinci yazılı yapmış... Ve bu iki sınavdan hangisinde çocuk daha yüksek not almışsa, hoca ikinci sınav notu olarak onu kabul etmiş... Beyefendi buna itiraz ediyor... Efendim rekabeti hoca nasıl bozarmış... İlk sınavda yüksek not alan çocuğun günahı neymiş... Falan, filan... Fen Bilgisi hocası da gencecik, kibar mı kibar bir hanımefendi... Hoca başta anlayamadı bu kazmanın söylediklerini... Nasıl yani falan diyerek tekrar tekrar dinledi angutu... Ama kazmada en ufak bir geri adım izi gözükmedi... Hala rekabet falan deyip durdu... Duyarlı bazı veliler ortaya atıldı... Ne rekabeti, arkadaş bu çocuklar... Diğer çocukların da yüksek not alması sizi niye bu kadar geriyor ki falan demeleri kar etmedi bir türlü... Belli ki kazmanın çocuğu ilk sınavdan yüksek not alan ender çocuklardan biriydi. Ve başka çocukların da yüksek not almasını hazmedemiyordu bir türlü. Sadece onun çocuğu yüksek not almalıydı ki, tatmin (başka bir kelime yazmam gerekiyor ama yazamayorum işte) olabilsin beyefendi. Ben dahil herkesin tepesi attı ama kazma hala dediğim dedik, çaldığım düdük...

Neyse uzatmayayım... Veli toplantısından aktaracaklarım bu kadar. SBS sınavı hakkında konuşulanlardan da bir şeyler yazmak istiyordum ama fazla uzattım... Başka bir vesileyle değiniriz bu konuya artık...

Velisi kazma da olsa çocuklar çocuk işte... Saf ve temiz... Yarış atı gibi yetiştiriyoruz bir şekilde... Eskiden bir dersten 10 üzerinden 5-6 alınsa başarı sayılırdı... Şimdi çocuk 100 üzerinden 70 almış, kızıyoruz niye düşük aldın diye... Bilemiyorum vallahi...

1 yorum:

Koşan Kaplumbağa dedi ki...

tarafımdan mimlendin:=) kolay gelsin