11 Ocak 2011 Salı

Koyver gitsin...

Akaryakıt fiyatlarından yakınmışımdır hep... Dünyanın en fakiri değilsek bile fakir bir ülkeyiz... Fert başına gelirimiz 10 bin doları geçmez... Bu da son yıllarda geliştirilen şişirme yöntemlerle... En zengin yüzde yirmilik kesimi düşsek, sanırım 3-4 bin doları geçmez bu rakam... Buna rağmen dünyada en pahalı akaryakıtı biz kullanırız... Benzin olmuş 4 lira... Dolar ile ifade etmem gerekirse 3 dolara yakın... Amerika'da galonu (yaklaşık 4 litre) 2 dolar civarında...

Niye peki?.. Vergiler yüzünden... Tüpraş tekeli yüzünden... Dağıtıcı oligopolü yüzünden... Etrafımız sarılmış anlayacağınız... Göz dikmişler cebimize... İstiyorlar, daha çok istiyorlar... Normal yollardan vergi mi toplayamıyorsun?.. Kolayı var, bütün akaryakıt istasyonları oldu vergi dairesi işte... Onların ağzına da çalıver iki damla bal... Alan memnun, salan memnun... Vatandaş mı?.. Geç onu... Seçimlere kadar oyalayıver yeter... Ya sonrası?.. Merak etme alışırlar... Nelere alışmadılar ki...

Takmıyorum ben artık... Müstehak bize... Az bile desem yeridir hani... Bu gün öğrendim ki, 2010 yılında otomobil satışları rekor kırmış... Hafif ticari araçlar dahil 760 bin yeni araç çıkmış trafiğe... Bütün zamanların rekoruymuş bu... Vatandaş ucuz arabaya koşmuş adeta... Ama peşin, ama krediyle... Akaryakıt fiyatları hiç aklını çelmemiş vatandaşın...

Ekonomi kitaplarında arz ve talep kanunu diye bir konu var bilirsiniz... Bu kanuna göre, fiyatla talep ters orantılıdır... Yani fiyatı artan malın talebi düşer, fiyatı düşen malın talebi artar... Aynı kural, akaryakıt ve otomobil gibi birbirini tamamlayan mallar için de geçerlidir... Buna göre, artan akaryakıt fiyatları otomobil talebini düşürmesi gerekir... Bu benzin fiyatlarıyla araba alınmaz demesi gerekir vatandaşın... Ama öyle olmamış işte... Yanılmış ekonomi kitapları... Ya da bildik iktisat kuralları işlememiş yurdum insanına... Yakmalı bu kitapları... Yanlış yazıyorlar... Yanıltıyorlar ben gibi saftirikleri...

Evet, şuracıkta öneriyorum işte... 4 lira yetmez, 6 lira olmalı benzin fiyatları... Hatta 8 lira olmalı... Ancak bu keser vatandaşın otomobil iştahını... Kim bilir, belki de kesmez...

7 yorum:

minimalist dedi ki...

Keynes yaşasaydı bizim için ne derdi acaba??? Enteresan olduğumuz muhakkak; ben de şaşırıyorum; para yok nidaları atılırken, benzin almış başını giderken satışlardaki bu artış gerçekten şaşırtıcı...incelelenmesi gerekir...

ruhgezgini dedi ki...

Arkadaşlar teoriyle pratik kavgalıdır bilirsiniz.Bizim ülkede kavgayı bırak tanışmamışlardır bile.Çünkü bu ülkede okuma ve aydınlanmanın önünde saymakla bitmez engeller mevcuttur.Ama kardeşim fiyat ortada kaleme mürekkebe ne hacet diyecek olursanız orada haklısınız.Bizim millet cebindeki son parasını sigaraya ve benzine verir tuvalete bile gene arabasıyla gider.

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Acun Ilıcalı'nın ne yaptığını bilmediğimiz bir ülkede ne kadar konuşsak boş.
Emeklinin zamlarını altı aydır torbada bekletilen bir ülkede benzin ve arabadan yola çıkarsak aradaki uçurumun ölçüsü çok korkutucudur.
Güzel kaptanım kişi başına düşen yıllık gelir de ne yazık ki çok yere uğramıyor.

TBMM nin açılışının ne olduğunu bilmeyen halka herşey müstahak.
Bihter kim diye sorsan bilmeyen yoktur ama:((

Müge dedi ki...

Bendeki mimine bir ara sarılıverirsen mutlu olacağız :) Ben de, mim de, izleyenlerin de ;)

Syhn dedi ki...

valla akar yakıt fiyatları benim araba almama engel alıyor kimilerine engel olmaması güzel :s
biz öyle bir ülkeyiz zaten.
700 lria maaşımızla 500 liralık çanta kullanmayı severiz..

Yaz Blogcu dedi ki...

Merhabalar,

Bu konuda ne söylense azdır. Gençliğim de İngiltere ile ilgili duyduğum bir haberi paylaşmak istiyorum.

Geçmiş zamanların birinde İngiltere'de kasaplar et fiyatına zam yapmışlar. Hiçbir İngiliz (zengini, yoksulu) kasaptan et satın almamış. Kasaplardan et satın alan olmadığı için bozulan etleri imha etmek zorunda kalmakla birlikte etin fiyatını da düşürmek zorunda kalmışlar...

Ne zaman ki, böyle bir durum karşısında birlik ve beraberlik içinde tek vücut oluruz. İşte o zaman biz de bu işi başarmış oluruz.

Yazdıklarınız gerçekten içler acısı.

Duyarlılığınız ve paylaşımınız için çok teşekkür ederim. Sizi yürekten destekliyorum.

Bu bloglar niye var? Bu konuları gündemine taşıyan bloggerlerimizin etrafında neden tek yumruk olmuyoruz? Neden tavır almıyoruz?
İşte bakın; bu konuya katılan ve düşüncelerinizi paylaşan kaç kişi var, bakın sayıya ve ondan sonra söyleyin bakalım, yabancı ülkelerin insanları kadar ağırlığımızı hissettirebilecek sayıya ulaşabilmiş miyiz?

Emeğine ve yüreğine sağlıklar dilerim.

SİNİRLİ dedi ki...

Zaten sinirlerim tepemde, bir de sinir bozucu yazılar iyice adamı delirtiyor!