1 Ekim 2010 Cuma

Kıskandım Hanefi Avcı'yı...

Garip haller oluyor bana... İlk defa tutuklanıp kodese tıkılan birini kıskanıyorum... Keşke yerinde ben olsaydım diyorum... Biliyorum ki hapishaneler artık eski bildik hapishaneler değil... Değişti, gelişti... İmkanları, konforu arttı... Avrupa Birliği komiserleri her gün teftişte... Şurası olmamış değiştir, burası olmamış değiştir... Hapishane değil, yaz kampı sanki... Sıradan bir mahkum da değilsin... Gardiyanlar, müdürler biraz da müsamaha gösterdiler mi kıralsın işte... Ne de olsa medyatik birisin sen... Yazılıp çizilene bakılırsa, normal hayatın da pek mahkumlarınkinden farklı geçmemiş... Hiç tatil yapmamışsın... Hiç lüks bir lokantada yemek yememişsin... Şöyle bir eğlenip evkar dağıtmamışsın hiç... Öyleyse ne farkeder? Ha silivri kodesi, ha Eskişehir polis lojmanı...

Sen kodeste yatıp dinlenirken, kitabın da iyi satıyor maşallah... Geçenlerde Migros'ta dolaşırken gördüm... Onbeşinci baskıyı yapmış, fiyatı da 25 gaymek... Yine bu günkü Hürriyet'te vardı, satış rakamı 600 bini geçmiş... Konu biraz daha gündemde tutulursa haftaya bir milyonu geçer... Sanırım o kadarını da planlamıştır kurt polis şefi... İyi kazanç... Orta ölçekli bir KOBİ'nin yirmi yıllık kazancı sayılır... Allah daha da çok versin...

Şaka yollu da olsa olay bu... Ergenekon, referandum falan derken bir de Hanefi Avcı meselemiz oldu artık... Hangi kanalı açsam mevzu aynı... Hanefi Avcı, kitabı Haliçte Yaşayan Simonlar ve son tutuklanma hadisesi... Habercilere malzeme bol... Az kalsın unutuyordum, bir de ortaya çıkan sevgilisi... Bu da üzerine ballı kaymak artık...

Kitabı daha tam okuyamadığım için o konuda şimdilik yorum yapamıyorum... Malumunuz 500 küsur sayfa... Daha yüz sayfa kadarını okuyabildim... Başkasına belki de en sıkıcı gelen bölüm burasıdır ama ben ilgiyle okudum... Zira burası ilk göreve başlama anılarını içeriyor... 1976 yılında Mersin'in Gülnar ilçesinde komiser olarak göreve başlıyor ve dört yıl kadar burada görev yapıyor... Ben de bir yıl sonra, 1977 yılında tam burada ortaokula başlıyorum... Yani üç yıl aynı caddeleri arşınlayıp, aynı lokantada çorba kaşıklıyor(muş)uz... Zira Gülnar küçük bir kasaba... Köy gibi bir yer... Şimdi de çok farklı değil ama o yıllarda iki küçük caddesi, iki üç kahvehanesi, bir pastanesi, iki eczanesi, iki de lokantası olan olan küçük bir yer... Geçmişde üç yılımız kesişmiş... O genç bir polis, ben de köyden okumak için kasabaya gelmiş toy bir öğrenci... Sağ sol kavgalarında ilgiyle izlediğim üniformalılardan birisi hiç şüphesiz oymuş... Kitabında bahsettiği anılarında kendi geçmişimden de bir kesit yakaladığım için Avcı hikayesi ilginç geldi bana...

Bu konuda sanırım daha çok yazı yazarım ben... Onun için şu an pek uzatma düşüncesinde değilim... Bir giriş olsun bu yazı... Aslında merak da etmiyor değilim... Bu kitabın zamanlaması niye böyle oldu... Kitap yayınlandı, niye peşinden örgüt üyesi gerekçesiyle tutuklama geldi... Kitap yazıldığı için mi tutuklandı, yoksa tutuklanmamak için mi kitap yazıldı?.. Bu ve benzeri soruların cevabı henüz yok... Bu konular daha çok meşgul edecek gibi bizleri...

Giriş bu kadar... Gelişme ve sonuç bölümlerinde görüşmek üzere...

7 yorum:

içimden geldiği gibi ~~~ dedi ki...

Herşey o kadar birbirine karıştı ki,kafamız allak bullak.Bu arada atı alan...

tarih84 dedi ki...

bizim ülkemizin işi zaten gümden bulandırmak.gerçi hanefi avcı gibi kaç adam varki işin iç yüzünü yazacak cesareti taşıyan.bende kasım ayının ilk hasftası okuayacğım kitabı malum kpss var gündemimde yine yeni yeniden offffffff

bu ülkede konuşulacak baba konular varken neden bu suni gündemlerlerle boğuşmak neden?

re55 dedi ki...

Merhabalar,

Hanifi Avcı, kitabı, keşke onun yerine ben hapiste olsaydım, Gülnar falan derken benim de aklıma hiç konu ile ilakalı olmayan bir soru geldi. Benim bir asker arkadaşım var ismi Hasan Meydan 1955 doğumlu Gülnar'ın Beydili köyünden. Hani bundan niye bahsettim. Siz okumak için Gülnar'a gelmişiniz ya, belki Gülnar'a geldiğiniz köyün adı da Beydili olur diye düşünmüştüm.

Bence hiç te onun yerine hapiste olmayın, bence onun yerinde hiç olmayın derim. Sizin yerinizin onun yerinden çok daha güzel olduğuna inanıyorum. O bir polis şefi. Gaybı ancak Allah bilir!

Yine memleketin gündeminden ve gerçeklerinden bir kesit alarak bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim. Emeğinize ve yüreğinize sağlıklar dilerim.

ruhgezgini dedi ki...

Yazında ki ironiyi anladığımı belirterek başlayayım.Aslında bir kanun adamının daha doğrusu üniforma giymiş birinin olabileceği en kötü yerde şimdi. Gerçi dediğin gibi özel ihtimam gösterilir çünkü başına bir hal gelirse çok büyük olay olur.Ama şu diziler de gladyo miladyo işleri bizi de paranoyak yaptı.Kim nerede korunur nerede kaybolur belli değil. Biz sıradan vatandaşlar bile acaba dinleniyor muyuz diye önem atfeder olduk kendimize.Bir karabasandayız herhalde diye uyanıyorum her sabah.Ne zaman nasıl bitecek bilmem ama biri bizi çimdiklesin artık.

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Koğuş arkadaşlarını duyunca ben de kıskandım!

İlerleyen sayfalarda daha ilginç olaylarla karşılaşacaksın.

Newbahar dedi ki...

Kirli çamaşırlar mı ortaya dökülüyor yoksa birileri çamaşırları kirletmeye mi çalışıyor.

Gerçekler mi gündemde, yoksa yalan gündem mi yaratılıyor?

Kim suçlu dışarda? kim masum içerde?

Kim suçlu konforu içerde yakalamış? kim masum ki dışarda sürünüyor?

Valla allak bullak memleketimin hali. Bakın! Apo Kandille görüşmek için telefon hattı istemiş.

Ne iş?

Olur mu olur değil mi? Esas konfor onda. Siz içeri girmeyi kafanıza koyarsanız (aman allah korusun), imralı 5 yıldızlı.

Selamlar

Deliler Teknesi dedi ki...

Arkadaşlar değerli yorumlarınız için şükranlarımı sunuyorum... Selam ve sevgiler.

PS: Recep Abi, Beydili köyünü genel olarak biliyorum ama Hasan Meydan beyi tanımıyorum... Bir yolum düşerse sizin için tanışmaya gayret edeceğim... İlgine teşekkürler, hürmetler.